Sohbet32.Net ~ Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, kısa güzel sözler, aÅŸk sözleri, özlü sözler » Nazım Hikmet ÅŸiirleri
Kategoriler

Archive for the ‘Nazım Hikmet ÅŸiirleri’ Category

ölüme dair

Çarşamba, Aralık 23rd, 2009

Buyrun, oturun dostlar,
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
Ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
baÅŸucumda durup el ele verdiniz.
Buyrun oturun dostlar
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz.

Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
Osman oğlu Hâşim.
Ne tuhaf ÅŸey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine…

Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
Kim bilir nasıl yanmıştır canınız…
Ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz…

Yayalar-köylü Yakup,
iki gözüm,
merhaba.
Siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
Demek ölmemişsiniz?

Ya siz?
Muharrir Ahmet Cemil?
Gözümle gördüm
tabutunuzun
topraÄŸa indiÄŸini.

Hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
Günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz…
Ben sizi ölmüş zannediyordum.
BaÅŸucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz…

Bir eski Acem ÅŸairi :
“Ölüm âdildir” - diyor, -
“aynı haÅŸmetle vurur ÅŸahı fakiri.”

Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?…

Bir eski Acem ÅŸairi :
“Ölüm âdildir” - diyor.
Yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
YaÅŸarken bir kerre olsun böyle gülmemiÅŸsinizdir…
Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
Bir eski Acem ÅŸairi :
“Ölüm âdil…”
Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
BoÅŸuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz…

Bir eski Acem ÅŸairi…
Dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?

bahri hazer

Çarşamba, Aralık 23rd, 2009

Ufuklardan ufuklara
ordu ordu köpüklü mor dalgalar koşuyordu;
Hazer rüzgârların dilini konuşuyor balam,
konuÅŸup coÅŸuyordu!
Kim demiÅŸ “çört vazmi!”
Hazer ölü bir göle benzer!
Uçsuz bucaksız başı boş tuzlu bir sudur Hazer!
Hazerde dost gezer, e…..y!..
düşman gezer!

Dalga bir dağdır
kayık bir geyik!
Dalga bir kuyu
kayık bir kova!
Çıkıyor kayık
iniyor kayık,
devrilen
bir atın
sırtından inip,
ÅŸahlanan
bir ata
biniyor kayık!

Ve Türkmen kayıkçı
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş.
Başında kocaman kara bir papak;
bu papak deÄŸil :
tüylü bir koyunu karnından yarıp
geçirmiş başına!
Koyunun tüyleri düşmüş kaşına!

Çıkıyor kayık
iniyor kayık

Ve kayıkçı
“Türkmenistanlı bir Buda heykeli” gibi
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş,
fakat, sanma ki Hazerin karşısında elpençe divan durmuş!
O bir Buda heykelinin
taştan sükûnu gibi kendinden emin
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş.

Bakmıyor
kayığa
sarılan
sulara!
Bakmıyor
çatlayıp
yarılan
sulara!

Çıkıyor kayık
iniyor kayık ,
devrilen
bir atın
sırtından inip
ÅŸahlanan
bir ata
biniyor kayık!

- Yaman esiyor be karayel yaman!
Sakın özünü Hazerin hilesinden aman!
Aman oyun oynamasın sana rüzgâr!

- Aldırma anam ne çıkar?
Ne çıkar
kudurtsun
karayel
suları,
Hazerde doğanın
Hazerdir mezarı!

Çıkıyor kayık
iniyor kayık
çıkıyor ka…
iniyor ka…
Çık…
in…
çık …
1928


web sites