Sohbet32.Net ~ Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, kısa güzel sözler, aÅŸk sözleri, özlü sözler » sevgi hikayesi
Kategoriler

Archive for the ‘sevgi hikayesi’ Category

bulut ve yıldız

Çarşamba, Aralık 23rd, 2009

Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini gerçekten çok seven bir bulutla yıldız varmış…Bulut bulut gökyüzünün en ÅŸeker, en pembe bulutu, yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıymış…

Gökyüzündeki her varlık onların sevgisi kıskanırmış. Tatlu bir kıskkançlıkmış tabii ki onların ki… Ama biri varmış ki, bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyormuÅŸ. Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına raÄŸmen…

Bulut biraz safmış, kimseyi kıramazmış… Yıldızsa ‘bulut’ u için elinden gelen herÅŸeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirmiÅŸ… Zaten onun için bir bulutu bir de çok sevdiÄŸi dostu peri varmış… Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmaları için kullanacağını?…

Bir gün nazar deÄŸmiÅŸ, buluyla yıldıza… Hiç yoktan bir sebepten tartışmışlar. Bulut, çekip gitmiÅŸ, hatalı olmasına raÄŸmen…Yıldızsa “Nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir.” diye düşünmüş. Fakat hiç bir ÅŸey beklediÄŸi gibi gitmemiÅŸ. Ve bulut dönmemiÅŸ…Kim bilir, belki de cesaret edememiÅŸtir dönmeye bilinmez. Ama tek bir gerçek vardı ki : O da ikisinin de çok üzgün olduklarıydı…

Gökyüzündeki iyilik mekekleri bile aÄŸlamışlar onların durumlarına ama ne fayda…

Ertesi gün yıldız olanları en yakın dostu periye anlatmış. Periyse göstermelik bir hüzne bürünmüş… Çünkü eline büyük bir fırsat geçmiÅŸti. Artık hayatı boyunca kıskandığı kiÅŸiye karşı kozları vardı elinde… O kiÅŸi, en yakın dostu yıldız olmasına raÄŸmen kullanacaktı kozlarını… Hem de büyük bir zevkle…

Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediÄŸini söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu bıraktı, ama elinden hiç bir ÅŸey gelmeyeceÄŸini düşündü… Çünkü yıldız inatçıydı…Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi. Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp, ona olan sevgisini itiraf etti… Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin, yıldızın yerine geçmesine izin verdi…

Yıldız, günlerce bulutun dönmesini, ondan af dilemesini bekledi. Ama bulut gelmedi. Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip, konuÅŸmaya karar verdi. Gece yola çıktı…

Bulut, dostu, sandığı periyle birlikte ayda eleleydi… Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza… Yıldız, çok üzüldü ve çaresiz döndü arkasına ve gitti… Ve yavaÅŸ yavaÅŸ sönmeye baÅŸladı.

O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu… Bulutsa artık ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi…

Yıldız, ilk zamanlar her ÅŸeyden vazgeçti, hayata küstü… Ama kolay pes etmedi…Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi…

O güne kadar hiç görmediÄŸi güneÅŸin yanına gidecekti ve biraz daha ışık isteyecekti ondan… Çok geçmeden daha önce hiç görmediÄŸi güneÅŸin yanına gitti… Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi… GüneÅŸ ışık yerine sevgisini verdi yıldıza…

O gün bu gündür yıldız, dünyaya güneÅŸin sevgisini yansıtır… Bulutsa; hep gözyaÅŸlarını akıtır dünyaya… Bir de yüreÄŸinde kopan fırtınaları…

bir gülün hikayesi

Çarşamba, Aralık 23rd, 2009

Onlarla yıllar önce tanıştım. Bir cafede yani yemekten sonra müzik dinlemeye gidilebilen bir yerde… Ben masalardan birinde, tek başıma vazonun içinde duruyordum. Canım sıkılıyordu aslında. Özel olarak bu iÅŸ için, evleri, cafeleri, restorantları ve iÅŸ yerlerini süslemek, insanlar tarafından sevdiklerine hediye edilmek üzere yetiÅŸtiriliyordum. Benim kaderimde de buraya satılmada vardı, sevdiklerimden ayrılmış, bu vazoya yerleÅŸtirilmiÅŸtim. Can sıkıntısı içinde akibetimi bekliyordum daha ne kadar yaÅŸayacağımı bilmeden. Kimse benimle ilgilenmiyordu. O gelene kadar…
Çok güzel bir kadındı. Simsiyah saçları, düzgün vücudu, sade elbisesi ve narinliÄŸiyle bir yıldız gibi parlıyordu. Kapıdan içeri girer girmez gözüm takıldı. Onun elinde, saçında veya yakasında olmak isteÄŸiyle dolup taÅŸtım birden. BoÅŸ masama otursunlar diye dua ettim. Yanında birileri vardı, etrafa bakıyorlardı. Bende bakındım ve kalbim çarpmaya baÅŸladı, benden baÅŸka boÅŸ masa yoktu, demek ki bana geleceklerdi…

Yanılmamıştım. Oturur oturmaz beni fark etti. ALLAH’ım ne güzel bir kırmızı gül diyerek önce beni seyretti, sonra yapraklarıma yumuÅŸak elleriyle dokundu, daha sonra burnuna götürdü beni. Ben onun dokunuÅŸları ve kokusuyla ürperirken oda benim kokuma bayılmıştı. Eline alıp,uzunca bir süre tuttu beni. Arada bir kokladı,kokumu içine çekti.

Derken…

Derken o çıkageldi. Hiç beklemediÄŸim, ummadığım bir anda masaya geldi. Kadınla ilk kez tanışıyorlardı. Küçük bir merasimden sonra kadının yanına oturdu. Ben yine onun ellerindeydim… Birden kadının kulağına eÄŸilip, “kırmızının sana çok yakıştığını biliyor musun?” dedi. Sesi çok kibardı… DoÄŸrusunu isterseniz, ben bile etkilenmiÅŸtim. Gözlerini kaldırıp ona gülümsediÄŸi an bakışlarının son derece çarpıcı olduÄŸunu gördüm. Benim ki daha etkilenmiÅŸti. İkimizde dikkatlice incelemeye baÅŸladık adamı. Kendini beÄŸenmiÅŸ bir havası vardı. Yakışıklıydı Allah için, şık ve iyi giyimli, aÄŸzı laf yapan biriydi. Sık sık kulağına bir ÅŸeyler söylüyor, oda çapkına gülümsüyordu. MeÄŸer oda benim gibi kapıdan içeri girdiÄŸi andan itibaren güzel kadını izlemiÅŸ…

Birkaç dakika sonra iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸti. Tahmin ettiÄŸim ÅŸey gerçekleÅŸti. O andan itibaren yalnızca ikisi vardı orada. Birlikte sohbet ettiler, konuÅŸtular… Bende mutluydum ama birazdan onların gideceÄŸini düşünmek acı veriyordu. Daha goncaydım, en azından bir haftalık ömrüm vardı, ama bundan sonraki günlerimi burada, bu karanlık yerde geçirmek istemiyordum. Beni alırmıydı giderken? Yanında götürürmüydü?

Ben bu duygularla doluyken kalkmakta olduklarını fark ettim. Aman Allah’ım gidiyordu! Gidiyorlardı. Adam geldikten sonra benimle hiç ilgilenmemiÅŸti. Beni unutmuÅŸtu. AyaÄŸa kalktı, çantasını aldı, ceketini omuzlarına attı ve yavaÅŸ yavaÅŸ uzaklaÅŸtı masadan. Beni bırakarak… KahrolmuÅŸtum. Bütün ümitlerim sona ermiÅŸti. Ona son bir kez veda etmek üzereyken, genç adamın masaya döndüğünü gördüm. Bir ÅŸey unutmuÅŸtu herhalde. Geldi bana uzandı…

Yoksa…

Beni aldı, önce kokladı, kokumu onun yaptığı gibi içine çekti ve onun yanına gitti… Gözlerinin içine bakarak “Bütün bir gece çok hoÅŸ bir ikiliydiniz, onu yalnız mı bırakacaksın” diyerek beni uzattı. Daha önce biraz kıskanmıştım, ama o anda çok sevdim bu adamı. Sarılıp öpmek geldi içimden. O gece ve sonrası onlarla birlikte aÅŸkı, mutluluÄŸu, tutkuyu, ihtirası yaÅŸadım. Çok büyük bir aÅŸka tanık oldum. Ama korkuyordum. Hislerim bu aÅŸkın uzun sürmeyeceÄŸini söylüyordu. Evet çok seviyorlardı birbirlerini ama baÅŸka dünyaların insanıydılar…

Her ÅŸeyleri farklıydı. Bu iliÅŸki onları tüketecekti… Beni bir hafta boyunca vazoda baktı. Her gün suyumu deÄŸiÅŸtirdi, uzun yaÅŸamam için vitaminlerle besledi beni. Her sabah yataktan kalkınca okÅŸadı, sevdi, kokladı. Her akÅŸam eve geldiÄŸinde benimle ilgilendi. Yapraklarımın dökülmekte olduÄŸunu fark edince kurumamamı, yapraklarımın dökülmemesini saÄŸladı. Ömrümü uzattı. Aradan yıllar geçmesine raÄŸmen hala yaşıyordum. Hala onunla beraberim. Onun yatağının baÅŸucundayım. Ben onunlayım ama buluÅŸmamızı saÄŸlayan bizimle deÄŸil artık. KorktuÄŸum başıma geldi. Bir yıl sürdü iliÅŸkileri. AÅŸk dolu geceler yerini kavgalara bıraktı. Hiç istememe raÄŸmen birbirlerini kırmalarına ÅŸahit oldum. Onunla birlikte bende aÄŸladım. Her kavga, daha tutkulu bir barışmayla sonuçlanıyordu. Ama sonra bir gün gitti ve bir daha hiç aramadı…

Ama o günden sonra her gün bir arkadaşım geldi evimize. Her gün kırmızı bir gül getirdi çiçekçiler. Kimden geldiğine dair hiçbir not olmadı güllerin üzerinde. Ama oda bende kimin gönderdiğini biliyorduk.

Aradan yıllar geçti, baÅŸkaları geldi gitti eve. Ama o hiç gelmedi. Gülü hep geldi. O da güllerin hiçbirini atmaya kıyamadı. Hepsini yaprakları dökülmeye baÅŸladıktan sonra kuruttu, yaprakları ufaladı, banyoda, odalarda sakladı. Saklamaya devam ediyor…

Bu güzel kokulu evde ben öldüm bir gün ve… benimle birlikte o güzel kadın da öldü. Ama ev hala onun kokusuyla doluydu..


web sites